8 Ocak 2026
Adalet Akpınar
1950 ve 1960’lı yıllarda birçok psikolog yavruların annelerine düşkünlüğünün altında yatan asıl sebebinbeslenme ihtiyacı olduğunu düşünmekteydi. Annelerin yavruya gösterdiği şefkat ve yakınlığın birtakım aşırıduygusal davranışlardan ibaret olduğunu kabul etmektelerdi. Dönemin psikologlarından Harlow ve arkadaşlarına göre yavrunun annesine bağlılığının tek sebebi beslenme ihtiyacını karşılamak olamazdı,annenin yavruya sağladığı güven ve sevginin yavrunun gelişimindeki önemi görmezden gelinemezdi. Harlowne kadar bu fikirleri öne sürse de buna yönelik güvenilir bir kanıtı yoktu.

Harlow kendini kanıtlamak için rhesus maymunlarıyla birçok deney yaptı ve maalesef bu deneyler etik dışı ve hatta zalimceydi. Ancak bağlanma teorisi ve çocuk gelişimi hakkında birçok temel bilgiyi ortaya çıkardı. Harlow deneylerinde yavru rhesus maymunları doğduklarından birkaç saat sonra annelerinden ayrıldı ve bu yavrular büyütülmek için iki vekil anneye sunuldu. Bu vekil anneler silindirik tellerden oluşuyordu. Bir tele bez bağlanılıp maymuna benzer bir yüz verildi. Bu “kumaş anne”ydi ve yavruya yumuşaklık, sıcaklık ve anne hissiyati haricinde hiçbir şey sağlamıyordu. Diğer tel ise kumaşsız bırakılmıştı, çıplak telden oluşuyordu ancak bu “tel anne”nin biberonu vardı ve yavruya besin sağlıyordu.

Yavrular zamanlarının çoğunu kumaş anne ile geçirmeyi tercih ettiler. Tel anneye beslenme için geliyor ve hemen sonrasında kumaş anneye dönüyorlardı. Harlow bundan yola çıkarak bağlanmanın altında yatan temel sebebin duygusal yakınlık ve şefkat olduğu sonucuna vardı.
Deneyin devamında Harlow yavru maymunlara keşfetmeleri için yabancı bir alan sundu. Bu alan yavruların bilmedikleri ve savunmasız oldukları bir ortamdı. Yavruların yabancı bir alanda vekil anne varken ki ve yokken ki davranışları karşılaştırılacaktı. Kumaş annenin olduğu yabancı odalarda yavrular direkt kumaşanneye koşmuş, ona sığınmışlardı. Zamanla sahte annenin verdiği güvenle ortama alışmaya ve etrafıkeşfetmeyi başlamışlardı.

Kumaş annenin bulunmadığı ortamlarda ise durum çok farklı oldu. Güvenilir bir üsleri olmayan yavrular donakaldı, büzüldü, saldırgınlaştı, bağırdı ve ağladı.

Anne ve yavru arasındaki güven duygusunun test edilmesi için Harlow bir deney daha yaptı. Bu deney için maymunları korkutan bir robot tasarlandı. Bu robot parlayan gözlere sahipti, hareket etmekte ve korkutucu sesler çıkarmaktaydı. Bu robottan korkan yavru rhesus maymunları kumaş annelerine sığınıyorlardı ve sahte annelerinden aldıkları güvenle korku düzeyleri azalıyor, hatta robota saldırmaya dahi çalışıyorlardı. Kumaş annenin olmadığı durumda ise robottan uzak duruyor, korkup donakalıyorlardı.

Bu deneylerle beraber yavruya çok fazla dokunmanın gelişimi bozacağı gibi kanılar haksız çıkarılmış, anneye duyulan ihtiyacın sadece beslenmeden ibaret olmadığı, anne sevgisinin yavrunun gelişimi için gerekli olduğu gösterilmiştir. O dönemde yapılan John Bowlby ve Mary Ainsworth’ün de önemli çalışmalarıyla beraber çocuk bakımı konusunda önemli değişiklilere gidilmiştir. Ne kadar psikoloji alanına katkı sağlamış olsa da Harlow’un etik açıdan oldukça eleştirilen bu deneyleri maymunlara fazlasıyla zarar vermiştir. Sosyal ve psikolojik açıdan değişen rhesus maymunları serbest bırakıldıktan sonra da deneyin verdiği hasarı taşımışlardır. Bu maymunlar normal sosyal ilişkiler kurmakta zorlanmışlar, saldırganlık göstermişler,üreyememişler ve üreyebilenler de annelik yapamamış hatta bazıları kendi yavrularını öldürmüşlerdir. Bu bulgular erken yaşlardaki sağlıklı bağlanmanın ilerideki sosyal ve duygusal gelişim için ne kadar önemliolduğunu da göstermiştir.
Kaynaklar
https://www.bogazicipsikoloji.com/post/harry-harlow-ve-baglanmanin-dogasi
https://evrimagaci.org/harlowun-maymun-deneyleri-annelerimize-neden-bu-kadar-bagliyiz-8568
HARLOW’UN MAYMUN DENEYİ